Gitsem Diyorum ve Biraz Ölsem
Gitsem Diyorum...ve Biraz Ölsem..!
İskelenin en ucundaki, en gıcırtılı tahtanın üstüne oturmuş, denizdeki nereye gittiklerini bilmediğim, bilmeyi de istemediğim parlak renkli balıklara bakıyorum. Bir süre izleyebiliyorum ancak onları, sadece bir yere kadar görebiliyorum, sonrası görünmüyor.
Nedense her düşüncemin arkasına bir olumsuzluk eki katılıyor bu günlerde... Devrik düşüncelerle pekiştiriyorum bu ruh halini.
Düşüncelerimin bağlaçları yok, sırf kafiyeli olsun diye kurulmuş iki yabancı cümle gibi birbirinden kopuk ve anlamsızlar... Hava sıcak, su ılık, toprak soğuk, ben yanıyorum. Gitsem diyorum, şöyle yağmurları olan uzak bir yerlere...
Günahlar gözyaşlarında yıkanır, diyor birisi, yağmurlar kadar çok gözyaşları istiyorum o zaman diyorum içimden... ve eğer ağlayabilseydim ne yağmuru ne de küçük bir ağacın en küçük yaprağına düşen yağmur damlasının süzülüşünü bu kadar çok sevmezdim herhalde...
Gitsem diyorum, balıklarda gitti zaten.
Yıllardır tanıdığım, bana yabancı olan bu evin derin sessizliğinde aslında normal çıkan bütün seslere bile bile kulak verip, kendi kendimi bile bile korkutuyorum. Sonra korkuları susturmak için, kendi kendimi susturup sadece yüreğimi seslendiriyorum, çünkü duymak düşünmekten daha az üzüyor insanı.
Yüreğini ve beynini sırtlanmış, yükünden yorgun adamların halleri geliyor aklıma.
Herkes uyurken korkuyorum, sessizlikten, sessizliğimden... Gitsem diyorum acıları alıp, yalnızlığa sarılmaya..
Yıllardır bilip tanıdığın, yanlış şehirde, doğru otobüse binip, yanlış durakta indiğini fark ettiğinde yürümek zorunda kalmış gibi, geçte olsa gitsem diyorum...
Ve senden daha değersiz olan anlamsız şeylerin bekçiliğini bırakıp, ayağını acıtan ayakkabılara, sıcağa, fırtınaya rağmen ne varsa yakıp yıkıp ardına bakmadan yürümek gibi... Gitsem diyorum biraz, ölsem...
İyiki Vardın
...İyiki Vardın!...

Nasılda gittin hiç acımadan…oysa ellerim daha doyamamıştı sana.tüm yaşanmışlıkları nasılda bir çırpıda silebildin?yaşanılan onca anı,çekilen onca acı….
hepsi ne kadarda güzeldi…zaten sen varsın diye her şey güzeldi.acılar bile senin eserin olduktan sonra çekilmez olmuyordu.

Yaşadım seninle…ellerim seni arıyor şimdi...son kez ellerimi tuttuğun geceyi hatırlıyor musun?ve bir daha hiç bırakmayacağına dair yeminler ettiğini….
İnanmıştım sana…bırakmazsın beni sanıyordum.yalan mıydı yaşanılanlar?söylesene beraber sabahladığımız gecelerde kurduğumuz hayallerin hepsi sadece birer avunuş muydu?

Sevginle bitirdin beni…
bense seni sevgimle boğdum…haklısın.bu kadar büyük bir sevgiyi kaldıramazdı yüreğin…ve kaldıramadı da…kahretsin ki yine ben haklıydım,her zaman ki gibi…yaşattığın o büyük acı bedenime ağır geldi.kan kustum ama hep sustum….
Kaybetmemekti tek istediğim…bir kez daha böyle sevemezdi bu yürek..
Sevemedim…

Sadece sendin o küçük yüreğimdeki bitmeyen sancım…
Geceleri uyuyamadığım kabusumdun belkide…
Yada görmekten hiç bıkmayacağım en güzel Rüyalarımdın….
Yaşamımdın….
Evet,benimle birlikte göçecekti sevdan yüreğimden…
Nasılda güzeldi yaşanılanlar..her ayrılığın arkasından ağlamak bile güzeldi.
Şimdi yoksun…
Ve şimdi sadece bir ayrılığın arkasından ağlıyorum...

Senin arkandan….
Gitmeseydin en güzel yarınlar,en güzel hayaller bizim olacaktı..
Gitmeseydin bir ömrüm senindi….
Gitmeseydin….
Keşke gitmeseydin…
Yalnızım şimdi,sensizim..
Nasıl kopardın ellerini benden?
Saçlarımın arasında kaybolan ellerini nasıl da çektin aldın?
Her şey yarım şimdi..

Acımasızdı zaman..
Seni benden sorgusuzca,sualsizce alıp götürüyordu…
Sen ise acımasızca gidiyordun…
Gitmeseydin kırçiçeğim,
Alıp gitmeseydin gözlerini benden…
Sevdim seni…
Yaşattığın acı küçücük yüreğime sığmayacak kadar büyük olsa da
Yinede her şeye rağmen seninle geçirdiğim her an bu acıya değerdi….
İyiki Vardın!
Sensiz Olmuyor


Sensiz Olmuyor..!
Neden bu kadar cok istiyor yüregim seni?yüregim yine seni istiyor ve aci cekiyor, sensiz durmuyor...
Neden yüregime bu kadar aci cektiriyorsun gizliyaram, neden aci cektiriyorsun herkesten sakladigim yaram? neden gelmiyorsun? gelemiyorsun? neden geldiginde birakiyorum seni? yüregimin seni benden daha cok sevdigini biliyorum,ey yüregim,saltanatin hakim degil bedenimde...
Neden yüregim böylesine yasak bir aski sectin? yüregim,aptallasiyorsun..Yüregim, hic birakma o dünyalar tatlisini. Hadi gelsene yüregime? saatlerce, günlerce, bir ömür boyu ayrilma yüregimden..yüregim seni cok seviyor gizliyaram... Her gece seninle yatar seninle kalkar yüregim, her dakika sen gelecekmissin gibi bekliyor seni yüregim, yüregim sana asik? yüregim seninle.
Herseyi bos verseydim yüregimi dinleseydim, seni böylesine cok seven yüregimi...Birak onu yüregim,uzaklardaki sevgime kavusamiyacagimi bile bile sevmeye devam etme derdim...ey cikmaz sokaga giren yüregim ne yapiyorsun diye hesap bile soramiyorum sana,sorsam nafile sen onu her daim seviceksin biliyorum... Düsündükce seviyorsun, sevdikce düsünüyor, düsündükce beni bitiriyorsun. ya cek git bedenimden yada ona git yüregim. sen birlessen onunla bedenimde bundan faydalanacak, ama sen bedenimden daha korkaksin yüregim.
Sevdigini baskasina bile bile verecek kadar.....


Hadi Kalk Gidelim
Bu kaçıncı yaşadığım ayrılık sayısını unuttum ama unutmadığım ve bildiğim tek şey zamanla alışıldığı elvedalara…Her ayrılığın bir vurgun olduğunu da biliyorum .Bu kez başka dediğimiz zamanlarda çok oldu.Bu O dediğimiz adamların maskelerini çıkarı ce e yaptığı zamanlarda .Alışkınım bunlara ardından mendil salladıklarım da oldu kapıyı çarpıp çıktıklarımda .Yüreğimi parçalara ayırıp her bir parçasını bir yerlerde unutturanlarda . . .
Ama bu kez başka ardımda bıraktığım kişi sevilen.Buna rağmen el sallayan değil gidenim.Bazen gitmek gerekir bunu bilenlerdenim.Anlamanızı beklemiyorum ondan sevgi dilenen bendim.Tamam sevdi beni ama yetmedi işte.Olmayacaktı gitmesem aşk kapıdan elini kolunu sallaya sallaya gidecekti.Evet deseydim ona içimde savunduğum son kale düşecekti.Ben ben olmayacaktım.Ben benlikten çıkacaktım !
Gidiyorum işte sürgünü seçiyorum.Onu zaman zaman ansızın geri tepen ve sızlayan yarasıyla bırakıyorum.Öyle zamanlarda gözlerini kaçırmak zorunda kalmayacak,bana haksızlık ettiğini düşünüp bir de bunun için acımayacak arık.Çalan bir şarkıya eşlik edecek sıkılmadan.O aşkını içinde yaşayacak ben onu içimde taşırken.Ben ona bu denli sevdalıyken . . .
Gidiyorum işte onu mazisiyle unutamadığı aşkıyla bırakıp.Kızgın değilim ne vaatlerde bulundu bana ne kaçak dövüştü.Her şey açık ve netti.O ayna gibiydi…Bir gün kendimi gördüm onda şefkatli ve sevecendi ama yetmedi.İçimde mesafelere zamana inat büyüttüğüm aşk yetinmedi.Ne o fazlasını verebilirdi ne benim küçücük yüreğim daha fazla mutluluğu kaldırabilirdi.En iyisi gitmekti.O benden geçmeden ,içimde aşk henüz ölmemişken gitmek gerekti . . .
Çocuk yanıma yeterdi oysa onunla güne uyanmak,yıldızların altında şarap yudumlamak.Onunla bir saniye bir an birlikte olmak.Ah çocuk yanım hep ufak şeylerden mutlu olmayı beceren ufaklık.O anlamazdı aşık bir kalbin kıyaslanmaya gelemeyeceğini,beklentisiz sevmeyi beceremeyeceğini.Yanındayken ona uzaklığın,uzakta olduğu anlardan daha çok acı vereceğini . . .
Sürgünlere bedellendi yüreğim.Çocuk yanım ah masumiyetim burada kalırsan sevgisizlikle büyüyeceksin kirleneceksin. Hadi kalk gidelim . .
Hani Sormuştun Ya Beni Neden Seviyorsun Diye Anlatayım
Hani sormuştun yaa beni neden seviyorsun diye anlatayım;
Bir gün bir kelebek varmış.Kozasından yeni çıkan hayata yeni
gözlerini açmış bir kelebek.Zarif*narin*güzel bir kelebek
kanatları inci tanesi gibi pırıl pırıl çiçek
bahçesi gibi rengarenk.
Kelebek kozasından çıktıkdan sonra hayata atılmış bir günlük
ömrünü gezerek geçirmek için çiçeklere konmuş dağları
ovaları geçmiş denizleri aşmış.Ama bir evin penceresine
gelmiş konmuş.
Evden içeri baktığında birde ne görsün müthiş bir ışık öyle
güzel öyle temiz ve pırıl pırıl ki gözleri kamaşmış kelebegin .
seyre dalmış ışığı ama olmaz böyle yanına gitmesi lazım.
Pencereden bulduğu aralıkdan içeri daldı vee durmaksızın ışıga
dogru uçtu etrafında döndü.Aslında o ışık sadece basit bir
lambaydı ama o an kelebek için öyle güzel görünüyorduki
bunu anlayamamıştı.
Öylece bütün gece döndü durdu
etrafında mutluydu onun için yeterdi bu kadarı
belkide bir günlük
ömrünü sadece o ışığın yanında geçirebilirdi ve
öylede yaptı zaten.
Bütün gece dans etti ışığın etrafında ama sabah oluyordu
kelebek artık yorulmuştu ve yavaşça aşağı dogru düştü
gayret etti havada kalmak için ama başaramadı
ve yere çakıldı.
Yorulmuştu kalbi hızla atıyordu kalmak istedi kanatlarında
güç kalmamıştı bitkindi yorgundu ölüyordu.
Ama son bir gayret
ve hışımla yükseldi.bütün gücüyle uçtu ve ışığa olağınca
yaklaştı ve yere düştü.
Gözlerini yumdu 1 günlük hayatı bitmişti belkide boşa
harcamıştı bir ışık uğruna ama olsun o öyle dusunmuyordu
mutluydu ve oyle ölmüştü.
Şimdi şunu soleyeyim sana sen benim 1 gunlun 1aylık
1 yıllık hayatımda bağlandıgım o muhteşem ihtişamlı
pırıl prııl ışıgımsın ve ben taki olene kadar senin için
yaşamaya ve senin etrafında olmaya dewam edicem.
Ne olur sende bu aciz kelebegi uzme ve beni ışıksız bırakma,
karanlıklara gomme.Unutma ki kelebekde olsak bir yuregimiz
var ufak tefek ama kocaman bir
sevgi sıgdırdıgımız bir yurek...
Kilit Üzerine Kilit
Kilit Üzerine Kilit
Kalbi ağrır zaman zaman insanın, içine bir sıkıntı yerleşmiştir ki gitmez,gözler hep bir dalgın,hareketler hep bir anlamsızdır..Laf olsun diye yemekler yenir,laf olmasın diye buluşurlur insanlarla...Boş,bomboştur ama insanın içi..O gidenle beraber alıp götürdüklerine yanasınız gelir.O,yüklediğiniz tüm anlamlarla ,önce hayatınızı,sonra kalbinizi dolduran o,yine o her şeyi sırtlanıp gitmiş,o garip boşlukla baş başa bırakmıştır şimdi sizi..Bomboş odalarla baş başa...
Zaman zaman ,gücünüz kalmadığında o anlamsız kalabalıklara karışmaya,kaçıverirsiniz ,artık bomboş olan o odaya..Yere çökmüş etrafa bakınırken buluverirsiniz kendinizi ki,o ,o andır,dolan gözleriniz görmez yapar her şeyi..Görmeyen gözlerin büyüsü bir başka güzeldir ki,boş odayı bıraktığınız gibi gösteriverir size..Sabır sandalyesi orda durmaktadır,keyif koltuğu hemen karşısında...Sohbet köşesi camın önündedir işte,kuşlarınız gelmiş sizi dinlemeye..Dinlenme minderleriniz yine ordadır ,yerde..Dünden kalmış şarap açacağınız sehpanın hemen üstünde..Abartırsınız hatta bile,kaynayan çayın sesini duyuverirsiniz içerde..
Hissettiğiniz güvendir,yaşadığınız deli sevgi,bulduğunuz mutluluk,gözünüz tutku,sözünüz söz,umduğunuz sonsuzluktur bu odada....
Aşkım dediğiniz,hayatım,sevgilim,huzurum,tutkum,bebeğ im, kuşum,emeğim,nurum,
vanilyam,gözüm,yatağım,amacım,hayalim,sebebim ..... ....dediğiniz her şey.....Bu odayı dolduran her şey....Duvarlarda artık sadece kokusu kalmış,ama asla aslını bulamayacağınıza emin olduğunuz onlar....Gitmiştir işte onunla,gözler artık sefil derya....
Yıkıldığınız yerde yitirdiğiniz tüm inançlarınızla,haykırırsınız içinizde ki çocuğa,saldırırcasına...
‘’Yabancılarla konuşma diye uyardım seni defalarca,güvenme onlara...Bakma gözlerine,aldanma...Hayatın içine karıştırmadım seni diye,tatlı masallarla uyuttum diye,gerçekle sahteyi ayırabilirim sanma...Yakıyorsun beni de seni her koruma çalışmamda..Şimdi canının yanmışlığında,dolanma ayaklarıma!!!Aklın başına gelene kadar,kapan bu odalara......
Koşarak çıkarsınız kapıdan..Bir daha girmemeye yeminler ederek,bu acıyı bir daha hissetmemeye içinizden sözler vererek...O oda,tüm anlamlarınızla dolup sonra boşalan o oda,içine çekmeden sizi rüyalarınızda,sonunuz olmadan hatta,kilit üzerine kilit astırır size kapısına o anda..
GİTTİN VE BİTTİM..
Olduğun Yerde Kal
"Ruhumun ve hayatımın sıkıştığı,can çekiştiği şu dört duvar arasında hayatımı yazıyorum sana .."
Çocukluğumun mutluluğu olan ağlamalarımı hatırlamam,senden giderken süzülen yaşların yanında..
Kaldırımlardaki gölgemi yakalamak için düşüşlerimi,dizlerimin kanamasını,hıçkırıklarımı hatırlamam;sen düşümden düştüğünün kadar..
İlk aşkımı,ilk kavgamı,on yedi yaşımı hatırlamam..Senin "İLK'im" olduğun kadar..
En deli,en hırçın yıllarım olan,hayata merhaba dediğim o yaşımın ,yirmilik sancılarımın bedenimi inlettiği acıları hatırlamam; seni kaybettiğim de verdiği acı kadar..
Ve şimdi..
Belki yeniden sevebilme,ömrümü ömrüne adama ihtimalim olan hayatımın bu anında..
Yani şimdi,hemen..
Rüzgarda savrulan saçlarımın esintisi yüzüne değince..
Islanan saçlarımı dağıtışını bir daha sana hatırlatınca..
Yağmurun sildiği ayak izlerim,yeniden senin ardından iz bıraktığında..
Gözlerimin baktığı yerde seni bulmasına..
İsmimin senin dudaklarından yavaşca bir daha süzülmesine..
Ne dersin?
Derdin , bilirim..
Evet derdin,yanımda olabilseydin..
Islak saçlarımı yeniden dağıtırdın..
Bilirim..
Yeniden soluk alışında;ismim dökülürdü dilinden hece hece..
Ve sen yeniden; HAYATIM olurdun..
Seni;
Öfkelerimin,serzenişlerimin dilime dolandığı yerde asılı bırakıyorum..
Kollarım açık,tebessümüm yüzüne yansır bir halde..
Kımıldama sakın..Tam burada
Kal..
Olduğun yerde..
Ve HOŞCA...
Kal...
Giderken Beni Değil Yüreğimi Dinle
Git.. Yüzüme öyle bakma git...hiç durma,bir gidenin birdaha bu kapıya asla giremiyeceğini unutma kapı orda git..hiç birşey açıklamak zorunda değilsin..sen bahanelerin arkasına sığınanalardan olma,git..
((oysa daha doyamadım sana...kokunu yeterince çekemedim içime..yapacağımız ne çok şey vardı..neler planlamıştık..nasıl hayaller kurmuştuk..şimdi ne yapacağım ben? Nasıl duracağım ayakta?"kal"desem kalırmısın? Nasıl istiyorum yalan bile olsa"bu gidişim zorunluluktan bekle döneceğim" demeni..))
Her aşk biter sende git..hem zaten biteceği daha baştan belli olan bir aşktı bizimkisi...sen gitmesen belki birgün ben gidecektim,herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın.rahat ol,git..dramatik vedaların kahramanı olmayalım,git..
((benim aklım sende kalacak.sadece aklım değil yüreğimde...bitmezdi bizim aşkımız..asla terk etmezdim seni..benliğimi hayatımı varlığımı adamıştım ben bu aşk'a..beni tercih etmeni isterdim..şimdi kimi, yada neyi seçtiğinin ne önemi varki artık? Ağlayacağım ardından..kahretsin yıkılacağım..))
İstersen dost olabiliriz..haberleşiriz birbirimizle..mutlu olmanı isterim bende mutlu olacağım merak etme hadi git..hayatımıza başkaları girecek ve biz belkide birlikte yaşadıklarımızı hatırlamayacağız bile...hangi yara kabuk bağlamamış hangi ateş sönmemiş ki bugüne kadar? Yapman gerekeni yap,git..
((sensiz mutlu olabilir miyim? Unutabilir miyim? Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim? Mümkündeğil,seni içimden çıkartıp atamam...biliyorum hiç bir ilaç iyileştiremiyecek açtığın yarayı..senin mutlu olmanı istediğimde yalan..mutlu olma...benim gibi sende mutlu olma..belki o zaman,yeniden dönersin bana..))
Hadi zaman geçiyor artık git..hem neden suratın asık? Sevinmellisin gittiğine..aslında sana teşekkür etmeliyim.beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için.rahatladım biliyormusun? Uzamasına gerek yok artık,git..
((gitme sevdiğim,gitme!! Beni bu dünyada bi çare yanlız bırakıp gitme!! Gidip de yüreğimi öldürme..içim acıyor,kanım çekiliyor,kalbim sıkışıyor..ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme..ne olur gitme!!..))


Bahar Aşkı - Can DÜNDAR
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
afrodizyaklarin en etkilisi, sevdanin suc
ortagisin.
Yapma bunu bana!..Bahar, yalvaririm cek
git isine!.. Salma ustume ciceklerini, aklimi
celme!.. Her sabah cimenlerin ciyden
urpererek uyaniyor bahcemde; sonra
gunesle oynasip tutsulenmis gibi
bugulaniyor. Ne zaman sokaga ciksam
badem agaclari salkim sacak cicek...
Kavaklar kipir kipir, islik isliga meltem...
Kirda dayanilmaz bir kekik kokusu,
toprakta turlu cesit bortu bocek... Yapma
bunu bana bahar, boyle ustume gelme!..
Zaten damarlarima zor zaptediyorum
kanimi... coktan cemreler dusmus
beynime, yuregime... Kalbimin buzlari
erimis. Gogus kafesimde ne idugu belirsiz
bir kipirtiyla geziyorum nicedir... Bir de sen
cildirtma beni... Krizdeyim ben...
Tembelligin sirasi degil, uyamam sana...
Al git sercelerini sabahlarimdan,
caglalarina, kokularina hakim ol.
Meltemlerine soyle, deli gibi islik çalip
sokaga cagirmasinlar beni... Bulutlarin
ususmesin basima... Girme kanima
benim... yoldan çikarma!..
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
afrodizyaklarin en etkilisi, Sevdanin suc
ortagisin. Kiyma bana!..
Biliyorum cunku, yine kandirip
yesillendireceksin aska; govdemi azdirip
sonra birden cekip gideceksin. Tam kanim
kaynamisken sana, toplayip allarini
morlarini, beni bir kurakligin ortasinda terk
edeceksin... O iple cektigim isigin,
dayanilmaz olacak o zaman...
Ne o delismen sabahlar kalacak, ne
gunaha cagiran capkin eteklerin ucustugu
gun batimlari...Tembel kuslarin
sakimaktan bitap, ebruli ciceklerin
kokmaktan... Buselerin nemi kuruyacak
çöl ruzgarlarinda...
Yeserttigin cicekler yurekler solacak;
damar damar catlayacak ruhumuz...
Hayat, bir ezik otlar diyarina donusecek
yeniden... yuregim viraneye... Her bahar
sarhoslugu gibi, gececek bu sonuncusu
da... Ebedi bahar, bir baska bahara
kalacak.
Iyisi mi, hic azdirma ruhumu bahar... Is
acma basima... Git isine! Yoldan cikarma
beni!..
Can DUNDAR








